Kalkandelen-Tetova
Tetova, Osmanlı’nın Balkanlardaki izlerini en iyi barındırmış ve saklamış kentlerden biri. Şehir bugün Makedonya’nın en büyük kentlerinden biri. Şar dağlarının eteklerinde bulunan , Üsküp’e yaklaşık olarak 42 kilometre uzaklıkta yer alıyor Nüfusunun büyük çoğunluğunu Arnavutlar oluşturuyor. Pena Nehrinin içinden geçtiği kentin eski yani tarihi bölümünde Osmanlıların izlerini taşıyan eserler görebilirsiniz. Günümüzde Makedonya’nın en büyük şehirlerinden olan Kalkandelen’in üç değişik ismi vardır. Türkler Kalkandelen, Arnavutlar Tetova, Makedonlar ise Tetovo adını kullanırlar. Şehrin adının konulması hakkında değişik rivayetler mevcuttur. Türk ordusu Kalkandelen’e veya o zamanki adı olan Htetova’ya ulaştığı zaman buranın kolay fethedileceği hakkında önceden yürütülen tahminlerin yanlış çıktığı anlaşılmıştı.Htetova bütün bölge hristiyanlarının çok önemli bir merkezi idi ve burada bir çok kilise ve manastır bulunmaktaydı. Bunları korumak için Slav orduları bütün güçlerini kullanmışlardı, fakat Türk ordusunu durdurabilecek güçte değillerdi. Burada yapılan şiddtli savaşlar ve Slavların zorlu savunmasından dolayı Türk akıncıları Htetova’ya “Kalkandelen” adını verdikleri rivayet edilir. Diğer bir rivayete göre, Polog vadisinin Osmanlı hâkimiyeti altına girmesi, Türk göçmenlerinin buraya yerleşmeye başlamaları ve gelen göçmenler, kendilerini “Gelen kalan” veya “Gelen kalanlar”; daha önce gelenler, sonradan gelenlere “Kalkan gelen” veya “Kalkan gelenler” diye hitap ettikleri söylenir. Yeni vatanlarına ise Kalkan gelen yerine, telaffuzda değişiklik yapılarak, tamamıyla başka bir mana taşıyan Kalkandelen’e dönüştürmüşler. Alaca Camii Makedonya’nın Tetova kentinde bulunan çok dikkat çekici bir Osmanlı eseri. Sarena Camii olarak da bilinen camii tam anlamıyla simge bir eser. Alaca Camii ise Kalkandelenli iki kız kardeş tarafından finanse edilerek inşa edilmiş bir eser. Hurşide ve Mensure isimli iki kız kardeşin yaptırdığı camii yıllar içerisinde yangınlardan, yıkımlardan oldukça zarar görmesine rağmen her defasında onarılarak iyi bir hale getirilmiş. Üzerinde işleme ve boyaların yapımı sırasında 30 binden fazla yumurta kullanıldığı anlatılıyor. Caminin hemen bahçesinde yer alan türbede bu iki kız kardeşin mezarı bulunuyor.

